Boşanma Davaları Rehberi - Sıkça Sorulan Sorular
Boşanma davalarında tanıklar neden bu kadar önemlidir ve kimler tanıklık yapabilir?
Tanık delili, özellikle çekişmeli boşanma davalarında en önemli ispat araçlarından biridir. Davaya taraf olmayan bir kişinin, davanın sonucunu etkileyen çekişmeli maddi olay hakkındaki beş duyusuna dayalı gözlemlerini mahkeme huzurunda açıklaması tanıklıktır. Tanıklar, boşanma sebeplerini, eşler arasındaki anlaşmazlıkları, şiddet iddialarını veya sadakat ihlallerini kanıtlamak için kritik bilgiler sağlayabilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) uyarınca, davanın tarafı olmayan herkes tanıklık yapabilir. Bu kişiler genellikle eşlerin yakın arkadaşları, aile üyeleri (anne, baba, kardeş, hala, teyze, kuzen, görümce gibi yakın akrabalar) veya bazen profesyoneller (çocuk psikologları veya finansal danışmanlar) olabilir. Yakın akrabaların tanıklığına da itibar edilir, zira Yargıtay'a göre "aksine ciddi ve inandırıcı delil ve olaylar bulunmadıkça asıl olan tanıkların gerçeği söylemiş olmalarıdır. Akrabalık veya diğer bir yakınlık başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamaz."
Boşanma davasında tanık listesi ne zaman ve nasıl sunulur?
Tanık listesi, dava veya cevap dilekçesiyle birlikte mahkemeye sunulur. Eğer dilekçe ile sunulmazsa, dava dilekçesinde tanık deliline dayanıldığı belirtilmeli ve tanık listesi daha sonra sunulmalıdır. Tanık listesinde tanığın adı, soyadı, T.C. kimlik numarası ve tebliğe elverişli adresi yer almalıdır. HMK'ya göre, ön inceleme duruşmasından sonra iki haftalık kesin süre içinde dilekçede belirtilen ancak henüz sunulmayan belgeler ve tanık listesi mahkemeye sunulmalıdır. Bu süre içinde sunulmayan veya adresi doğru olmayan tanıkların dinlenmesinden vazgeçilmiş sayılır. İkinci bir tanık listesi sunulamaz. Mahkeme, gösterilen tanıklardan bazılarının beyanlarını yeterli gördüğü takdirde diğer tanıkların dinlenmemesine karar verebilir.
Boşanma davalarında yalan tanıklığın hukuki sonuçları nelerdir?
Tanıklar, mahkemede yemin ettirilerek dinlenirler (15 yaşından küçükler ve yeminin önemini kavrayamayacak durumda olanlar hariç). Tanık, gerçeği söylemesinin önemi ve yalan tanıklık suçundan cezalandırılacağı konusunda bilgilendirilir. Türk Ceza Kanunu'nun 272/2 maddesine göre, mahkeme huzurunda veya yemin ettirerek tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir. Yalan tanıklık sabit görülerek mahkumiyet kararı verilmesi, daha önceki kararın yargılamanın iadesi sebebini oluşturabilir, yani dava yeniden görülebilir. Ayrıca, tanığın beyanlarının somut delillerle desteklenmemesi veya tutarsız olması halinde mahkeme, tanığın ifadesine daha az değer verebilir veya hiç itibar etmeyebilir.
Çocukların boşanma davasında tanıklığı nasıl ele alınır ve hangi faktörler velayet kararını etkiler?
Boşanma davalarında çocuklar da tanık olarak dinlenebilir, özellikle aile içi şiddet gibi durumlarda tek alternatif olabilmektedirler. Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 12. maddesi, görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğun kendisini ilgilendiren her konuda görüşlerini serbestçe ifade etme hakkını tanır ve bu görüşlere yaşına ve olgunluk derecesine uygun özen gösterilmelidir. Yargıtay kararlarına göre, çocukların mahkemede tanık olarak dinlenmesi hukuki dinlenilme hakkının gereğidir ve sosyal inceleme raporunda alınan beyanlar yeterli görülmemektedir.
Velayet kararını etkileyen faktörler şunlardır: çocuğun yaşı (0-3 yaş arası annenin bakımına mutlak muhtaç kabul edilir, 3-6 yaş arası annenin ihtiyacı devam eder ancak istisnalar olabilir, 6-12 yaş arası eğitim ve maddi imkanlar önem kazanır, 12 yaş üzeri çocukların tercihleri daha çok dikkate alınır), çocuğa sunulan yaşam koşulları (alıştığı ortamın korunması), kardeş ilişkileri (mümkün olduğunca bir arada tutulmaları), ebeveynlerin talepleri ve çocuğun üstün yararı (sağlığı, eğitimi, ahlaki gelişimi, ebeveynlerin psikolojik ve fiziksel sağlığı, ihmal veya kötü muamele geçmişi).
Boşanma davalarında mal paylaşımı nasıl yapılır ve hangi mallar paylaşıma tabidir?
Boşanmada mal paylaşımı, eşler arasında evlilik süresince edinilen malların nasıl paylaşılacağını belirleyen hukuki bir süreçtir. Türk Medeni Kanunu'na göre, 01/01/2002 tarihinden sonraki evliliklerde "edinilmiş mallara katılma rejimi" uygulanır. Bu rejime göre, evlilik birliği içerisinde edinilen mallar eşlerin ortak malı olarak kabul edilir ve taraflar arasında ½ oranında paylaştırılır.
Paylaşıma tabi olan edinilmiş mallar şunlardır:
- Çalışma karşılığı edinilen eşyalar (maaş, prim, ikramiye, mesleki kazançlar).
- Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarından yapılan ödemeler.
- Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar.
- Kişisel malların gelirleri (örneğin evlilik öncesi alınmış bir gayrimenkulün kira geliri).
- Edinilmiş malların yerine geçen değerler (örneğin edinilmiş bir malın satışından elde edilen para ile alınan başka bir mal).
- Şirket hisselerinden edinilen kar payları.
- Emeklilik ikramiyesi ve bireysel emeklilik (primleri edinilmiş mallardan ödenmişse).
- Taksitli alışverişlerde evlilik boyunca ödenen taksit karşılığı paylar.
Paylaşılmaz kişisel mallar ise şunlardır:
- Eşlerden sadece birinin kişisel kullanımına yarayan eşyalar (giysi, takı vb.).
- Evlilik öncesinde eşlerden birine ait bulunan şeyler.
- Evlilik sırasında miras veya herhangi bir şekilde karşılıksız (bedel ödemeksizin) kazanılan değerler (örneğin bağışlar).
- Manevi tazminat alacakları.
- Kişisel malların yerine geçen değerler (örneğin evlilik öncesi bir malın satılıp yerine başka bir kişisel mal alınması).
Mal paylaşımı davası, boşanma davasının kesinleşmesinden sonra ayrı bir dava olarak açılır ve boşanma kararının kesinleşme tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi bulunur.
Boşanma davalarında tazminat ve nafaka nasıl belirlenir?
Boşanma sonucunda maddi ve manevi tazminat ile nafaka (yoksulluk, tedbir, iştirak) gibi konular mahkeme tarafından karara bağlanır.
- Maddi ve Manevi Tazminat: Evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda kusurlu olan taraf, diğer eşin kişilik haklarına saldırı teşkil eden eylemleri nedeniyle tazminat ödemekle yükümlü tutulabilir. Tazminat miktarı belirlenirken tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusurlu fiilin ağırlığı ve hakkaniyet kuralları dikkate alınır.
- Nafaka:
- Yoksulluk Nafakası: Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru diğer eşten daha ağır olmamak koşuluyla, geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.
- Tedbir Nafakası: Boşanma davası devam ederken, mahkeme tarafından taraflardan birinin veya çocukların geçici ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla verilen geçici nafakadır.
- İştirak Nafakası: Boşanma kararının kesinleşmesinden sonra, velayeti kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğu nafakadır. Çocuğun eğitimi, sağlık harcamaları ve diğer yaşam masrafları için belirlenir. Nafaka miktarı, tarafların gelir durumu, yaşam standartları ve ihtiyaçları göz önünde bulundurularak belirlenir ve eşlerin sosyal ve ekonomik durumlarında değişiklik olması halinde arttırılması veya azaltılması talep edilebilir.
Çekişmeli ve anlaşmalı boşanma arasındaki temel farklar nelerdir ve süreçleri nasıl işler?
Türkiye'de boşanma davaları anlaşmalı ve çekişmeli olmak üzere ikiye ayrılır.
- Anlaşmalı Boşanma: Eşlerin boşanma ve sonuçları (nafaka, velayet, mal paylaşımı, tazminat) konusunda uzlaşmasıyla gerçekleşir. Evlilik en az bir yıl sürmüş olmalı ve taraflar bir boşanma protokolü hazırlayarak mahkemeye sunmalıdır. Hakim, duruşmada tarafların özgür iradeleriyle protokolü onaylaması durumunda boşanmaya karar verir. Bu süreç genellikle birkaç hafta ile birkaç ay içinde tamamlanır ve delil sunmaya gerek duyulmaz.
- Çekişmeli Boşanma: Eşlerin boşanma veya sonuçları (nafaka, velayet, mal paylaşımı, tazminat) üzerinde anlaşamaması durumunda ortaya çıkar. Bu süreçte dava dilekçesi mahkemeye sunulur, deliller toplanır, tanıklar dinlenir ve bilirkişi raporları incelenir. Mahkeme tüm delilleri değerlendirerek karar verir. Çekişmeli boşanma davaları, davanın içeriğine, delil toplanmasına ve mahkemenin iş yoğunluğuna bağlı olarak birkaç ay ile birkaç yıl sürebilir. Tarafların itiraz hakkı olduğu için süreç istinaf ve temyiz aşamalarına taşınabilir.
Boşanma davası süreci ne kadar sürer ve bu süreyi etkileyen faktörler nelerdir?
Boşanma davasının süresi, davanın türüne ve mahkeme yoğunluğuna bağlı olarak değişiklik gösterir:
- Anlaşmalı boşanma: Genellikle 1 ila 3 ay içinde sonuçlanabilir, çünkü taraflar tüm konularda anlaşmaya varmışlardır.
- Çekişmeli boşanma: İlk derece mahkemesinde ortalama 1.5 yıl (bazı durumlarda 2 yıl) sürebilir. İstinaf (Bölge Adliye Mahkemesi) süreci genellikle 1 yıl veya daha fazla sürebilirken, temyiz (Yargıtay) süreci de yaklaşık 1 yıl sürebilir. Böylece toplam süreç ortalama 2.5 yıla kadar uzayabilir.
Süreyi etkileyen faktörler şunlardır:
- Yoğun delil talebi: Tanık sayısı, keşif, bilirkişi incelemesi, belge talepleri gibi yoğun delil toplama süreçleri davayı uzatabilir.
- Mahkeme yoğunluğu ve idari gecikmeler.
- Eksik veya geç delil sunumu: Usul hataları ve yasal sürelerin kaçırılması süreci olumsuz etkileyebilir.
- Taraflar arasındaki anlaşmazlıkların karmaşıklığı: Velayet, mal paylaşımı, nafaka ve tazminat gibi konulardaki derin anlaşmazlıklar davanın uzamasına neden olabilir.