Hakaret Suçu ve İfade Özgürlüğü
Giriş
Bu çalışma rehberi, hakaret suçu ve ifade özgürlüğü arasındaki karmaşık ilişkiyi, özellikle Türk hukuku ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatları bağlamında anlamanıza yardımcı olmak için tasarlanmıştır. Kaynak materyali derinlemesine inceleyerek temel kavramları, ilgili yasal düzenlemeleri ve güncel hukuki tartışmaları kavrayacaksınız.
Bölüm 1: Hakaret Suçunun Temel Kavramları ve Unsurları
1.1. Hakaret Suçunun Tanımı ve Korunan Hukuki Değer
Tanım: Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 125'e göre hakaret suçu, bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etme veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldırmadır.
Korunan Hukuki Değer: Hakaret suçuyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu ile toplum içindeki itibarı ve diğer fertler nezdindeki saygınlığıdır. Bu kavram soyut olup, kültür ve örf-adetlere göre yorum farklılıkları gösterebilir. Hakaret suçu soyut tehlike suçu olup, mağdurun gerçekten rencide olması gerekmez, rencide edebilecek nitelikte olması yeterlidir.
1.2. Hakaret Suçunun Maddi ve Manevi Unsurları
Maddi Unsur: Hakaret suçu sözle, yazıyla, jest ve mimiklerle, görüntüyle veya el, kol işaretleriyle işlenebilir. Maddi unsurun oluşması için bireyin şeref ve haysiyetine maddi bir fiil veya olgu yüklenmek ya da sövmek suretiyle bir saldırının gerçekleşmesi gerekir. Failin, mağdurun suçu işleme olasılığı bulunmasa dahi, rencide edici ifadeler sarf etmesiyle suçun maddi unsuru oluşur.
Manevi Unsur (Kast): Hakaret suçunun manevi unsuru genel kasttır. Failin eylemi bilerek, isteyerek ve sonuçlarını öngörerek gerçekleştirmesi yeterlidir. Özel kast aranması uygulamada sorunlara yol açabileceği için genel kast yeterli görülmektedir.
1.3. Fail ve Mağdur
Fail: Hakaret suçunun faili herhangi bir gerçek kişi olabilir. Kanunda fail açısından özel bir ayrım gözetilmemiştir.
Mağdur: İsnat yeteneği olmayan akıl hastaları ve küçükler de dahil olmak üzere herkes hakaret suçunun mağduru olabilir. Tüzel kişilerin hakaret suçunun mağduru olup olamayacağı tartışmalıdır, ancak bazı görüşler tüzel kişilerin kendine özgü bir itibarı olduğunu ve dolayısıyla mağdur olabileceğini savunur. Kamu tüzel kişilikleri (devlet, TBMM, hükümet, yargı organları) TCK m. 301 kapsamında aşağılama suçunun mağduru olarak kabul edilmektedir.
1.4. Suçun İşleniş Biçimleri
Huzurda Hakaret: Mağdurun hakaret içeren fiili doğrudan öğrenmesiyle gerçekleşir. Fail ve mağdurun yüz yüze gelmesi şart değildir, ileti yoluyla da (sesli, yazılı, görüntülü) huzurda hakaret işlenebilir.
Gıyapta Hakaret: Mağdurun yokluğunda işlenir. Cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle "ihtilat" etmesi (konuşma, görüşme, karşılaşma yoluyla üçüncü kişilerin bilgisine ulaşması) gerekir. İhtilat edilen kişilerin hakareti algılayabilecek ve anlayabilecek durumda olması şarttır.
1.5. Nitelikli Haller ve Cezayı Etkileyen Durumlar
Nitelikli Haller (TCK m. 125/3):
- Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı.
- Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından veya mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı.
- Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle.
Bu hallerde cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.
Aleniyet (TCK m. 125/4): Hakaretin alenen işlenmesi halinde verilecek ceza altıda bir oranında artırılır. Aleniyet, hakaretin belirlenemeyen sayıda kişi ve herkes tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme olasılığının bulunmasıdır. Sosyal medya paylaşımları genellikle aleniyet unsurunu barındırır.
Haksız Tahrik (TCK m. 129):
- Özel Haksız Tahrik (TCK m. 129/1): Hakaret suçunun haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi halinde ceza üçte birine kadar indirilebilir veya hiç ceza verilmez.
- Karşılıklı Hakaret (TCK m. 129/3): Hakaret suçunun karşılıklı olarak işlenmesi halinde, olayın mahiyetine göre, taraflardan her ikisi veya biri hakkında ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.
- Kasten Yaralamaya Tepki (TCK m. 129/2): Hakaretin kasten yaralama suçuna tepki olarak işlenmesi halinde faile ceza verilmez.
İsnadın İspatı Hakkı (TCK m. 127, Anayasa m. 39): Hakaret suçunda isnat edilen fiilin doğru olduğunun ispatlanması hali. Sadece somut bir fiil veya olgu isnadı halinde kullanılabilir, sövme niteliğindeki eylemlerde uygulanmaz. Kamu görevlilerine karşı görevleriyle ilgili isnatlarda, isnat bir suç oluştursa dahi ispat hakkı mevcuttur. Diğer hallerde ise isnadın bir suç oluşturması ve ispatında kamu yararı bulunması veya mağdurun rızasının olması gerekir.
Bölüm 2: İfade Özgürlüğü ve Hakaret Suçu İlişkisi
2.1. İfade Özgürlüğünün Kapsamı ve Sınırları
Anayasal ve Uluslararası Güvenceler: Anayasa'nın 26. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) madde 10, ifade özgürlüğünü temel bir hak olarak korur. Bu hak, eleştiri niteliğindeki düşünce açıklamalarını, hoşnutsuzluk yaratıcı, sarsıcı veya rahatsız edici bilgi ve düşünceleri de kapsar.
Demokratik Toplumda Önemi: İfade özgürlüğü, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin olmazsa olmazıdır ve demokratik toplumun temelini oluşturur.
Meşru Sınırlamalar: İfade özgürlüğü, AİHS'nin 10/2. maddesinde belirtilen meşru amaçlar (örn. başkalarının hak ve itibarını korumak, ulusal güvenlik, kamu düzeni) doğrultusunda ve "demokratik bir toplumda gerekli" olması koşuluyla sınırlandırılabilir. Sınırlamanın "zorlayıcı sosyal/toplumsal bir ihtiyaca" karşılık gelmesi ve orantılı olması gerekir.
2.2. Basın Özgürlüğü ve Haber Verme Hakkı
Basının Rolü: Basın, kamuoyunu bilgilendirme, olayları izleme, araştırma, değerlendirme ve yayma yetki ve sorumluluğuna sahiptir. Bu, toplumsal gözlemci rolünün bir gereğidir.
Hukuka Uygunluk Nedenleri: Basın yoluyla işlenen hakaret suçlarında, haber verme hakkı bir hukuka uygunluk nedeni olarak ortaya çıkabilir. Bu hakkın kullanılabilmesi için haberin:
- Gerçek olması: Maddi anlamda tam gerçeklik aranmaz, olayın beliriş biçimine uygunluk yeterlidir. Gazetecinin haberi yayınladığı anda doğru olduğuna inanmak için yeterli nedene sahip olması gerekir.
- Güncel olması: Haberin kamu ilgisi bulunan, yani toplumu ilgilendiren ve bilinmesinde kamusal yarar olan bir konuya ilişkin olması.
- Kamu yararı bulunması: Haber verme amacının okuyucuların merak veya dedikodu duygularını tatmin etmekten ziyade, yüksek ahlaki ve hukuki değerlerin korunmasına yönelik olması.
- Ölçülü olması: Haberde kullanılan üslup, amacını aşan, küçük düşürücü ve aşağılayıcı nitelikte olmamalıdır. Denge ve tarafsızlık gözetilmelidir.
Değer Yargısı ve Maddi Olgu Ayrımı: Eleştirilerde değer yargısı ile maddi olgu isnadı ayrımı önemlidir. Değer yargısı niteliğindeki açıklamaların ispatı beklenmezken, yeterli olgusal temeli olmayan değer yargıları aşırı nitelikte görülebilir. Kamu yararına hizmet eden bildirim veya açıklamaların değer yargısı olarak kabul edilmesi ve ispatının beklenmemesi AİHM içtihatlarıyla uyumludur.
2.3. Kamusal Figürlere Yönelik Eleştiriler
Daha Geniş Hoşgörü Sınırı: Özellikle politikacılar ve kamu görevlileri gibi kamusal figürlere yönelik eleştirilerin kabul edilebilir sınırları, diğer kişilere yönelik eleştiri sınırlarına göre daha geniştir. Bu kişiler, siyasi sorumlulukları gereği, sert eleştirilere daha fazla hoşgörü göstermek zorundadır.
AİHM Yaklaşımı: AİHM, hükümetlerin veya kamu yetkililerinin basitçe kendi onurlarını korumak için hakaret davası açamayacağını, sadece toplumsal düzeni tehdit eden durumlarda kısıtlı olarak dava açabileceğini belirtmiştir. Cezai yaptırımlar yerine özel hukuk hükümleriyle koruma sağlanması eğilimi mevcuttur.
Bölüm 3: Dijital Ortamda Hakaret Suçu
3.1. İnternet ve Sosyal Medya Üzerinden Hakaret
Özel Düzenleme Eksikliği: Türk Ceza Kanunu'nda internet veya sosyal medya üzerinden işlenen hakaret suçuna ilişkin özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak, TCK m. 125/2 hükmü (sesli, yazılı veya görüntülü iletiyle işleme) internet ve sosyal medyayı da kapsar.
Aleniyet Unsuru: Sosyal medya paylaşımları genellikle aleniyet unsurunu taşır, bu da cezanın artırılmasına neden olabilir (TCK m. 125/4). Yargıtay kararlarında, belirlenemeyen sayıda kişi tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme ihtimali olan kamuya açık mecralarda işlenmesinin aleniyeti oluşturduğu belirtilmiştir.
Tespit ve Delil Toplama: Sosyal medya üzerinden işlenen hakaret suçlarının tespiti ve delil toplanması teknik zorluklar içerebilir. Ekran görüntüleri, URL adresleri, IP adresleri ve trafik bilgileri (log kayıtları) önemli delillerdir. E-tespit hizmetleri de kullanılabilir.
3.2. Dijital Ortamda Sorumluluk
Doğrudan Sorumluluk: Hakaret içeren paylaşımı yapan kişi doğrudan sorumludur.
İçerik, Yer ve Erişim Sağlayıcıları: 5651 sayılı "İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun" kapsamında içerik sağlayıcı, yer sağlayıcı ve erişim sağlayıcı gibi aktörlerin yükümlülükleri ve sorumlulukları bulunmaktadır.
Basın Kanunu ve Sosyal Medya: Basın Kanunu'nda sosyal medya hakkında açık bir ifade bulunmasa da, internetin de süreli yayın kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve Basın Kanunu hükümlerinin yorum yoluyla sosyal medya için de uygulanabileceği belirtilmiştir.
3.3. Uluslararası Boyut ve Yargılama
Sınır Ötesi Nitelik: İnternet, ülkeler arası sınırları aşarak uluslararası bir boyut kazanmış ve fail tespiti ile yargılamayı zorlaştırabilmektedir.
Yabancı Devlet Başkanlarına Hakaret: Avrupa Konseyi üyesi birçok ülkede devlet başkanlarına yönelik hakaretler cezalandırılmaktadır. Ancak AİHM, yabancı devlet başkanlarına yönelik hakaret fiilleri için ayrı bir düzenleme yapılmasını ve daha ağır ceza belirlenmesini AİHS madde 10'a aykırı bulmuştur. Mahkeme, bu tür durumlarda herkes için olağan başvuru yollarının kullanılması gerektiğini, ayrıcalıklı korumadan yararlanılamayacağını belirtmiştir.
Bölüm 4: İlgili Hukuki Kavramlar
4.1. İftira Suçu (TCK m. 267) ile Hakaret Suçu Arasındaki Fark
Hakaret: Kişinin onur, şeref ve saygınlığına somut fiil veya olgu isnadı ya da sövmek suretiyle saldırı. Doğruluğun ispatı halinde cezasızlık hali mümkündür.
İftira: Bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi ve bu isnadın yalan olduğunun bilinmesidir. Temel fark, iftirada isnat edilen fiilin gerçeğe aykırı olması ve failin bunu bilerek yapmasıdır. İftira, hakarete göre daha ağır bir suçtur ve cezası daha fazladır.
4.2. Unutulma Hakkı
Tanım: Kişinin geçmişindeki olumsuz olayların geleceğini olumsuz etkilemesinin önüne geçmek, bu olayların etkilerinden kurtularak geleceğine yön verebilmesidir.
Dijital Ortamda Uygulanması: İnternet haberlerinin veya içeriklerinin unutulma hakkı kapsamında çıkarılması, bilginin kamu menfaatiyle ilişkisi, ilgili kişinin meşhur olup olmadığı, yayının güncelliği gibi kriterler dikkate alınarak değerlendirilir.
4.3. Ceza Sorumluluğunun Şahsiliği İlkesi
Tanım: Ceza sorumluluğunun kişisel olduğu, yani yalnızca suç teşkil eden fiili işleyen kişinin cezalandırılabileceği ilkesidir.
Basın Kanunu'ndaki İstisnalar: Basın Kanunu'nda (m. 11) yer alan "basamaklı sorumluluk" hükümleri (eser sahibi, sorumlu müdür, yayın yönetmeni vb. sorumluluğu), bu ilkeye aykırılık teşkil ettiği ve günümüz çağdaş ceza kanunlarında bulunmaması gereken objektif sorumluluk halleri olduğu yönünde eleştiriler bulunmaktadır.
Bölüm 5: Yargılama ve Delil Kuralları
5.1. Yetkili Mahkeme
Basılmış eserler yoluyla işlenen suçlarda ağır ceza işleri ağır ceza mahkemelerinde, diğerleri asliye ceza mahkemelerinde görülür.
İnternet aracılığıyla işlenen suçlarda yetkili mahkemenin tespiti sorunludur; genel olarak suçun işlendiği veya sonucunun meydana geldiği yer mahkemesi yetkilidir. İleti yoluyla hakarette, iletilerin ulaştığı yerdeki mahkeme yetkilidir.
5.2. Şikayet ve Kovuşturma Koşulu
Kamu görevlisine hakaret dışındaki hakaret suçları şikayete tabidir.
Cumhurbaşkanına hakaret suçu için kovuşturma Adalet Bakanının iznine bağlıdır.
Mağdur, hakaret içerikli paylaşımı gördüğü andan itibaren 6 ay içinde şikayet hakkını kullanmalıdır. Şikayetten vazgeçme mümkündür, ancak sanık yargılamanın devamını isteyebilir. Şikayetten vazgeçme, vazgeçmeden dönülmesine izin vermez.
5.3. Delil ve İspat
Ceza yargılamasında "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi esastır. Sanığın cezalandırılması için suçun kuşkuya yer bırakmayacak kesinlikle ispat edilmesi gerekir.
Tanık beyanları, tutarlı, birbiriyle çelişmeyen ve şikayetçinin ifadelerini teyit eden özellikte olmalıdır.
Sosyal medya üzerinden işlenen hakaret suçlarında, gönderinin silinmesi delil toplamayı zorlaştırır; ancak log kayıtları, IP adresleri ve e-tespit yöntemleri delil olarak kullanılabilir. Bilgisayar ve cihazlardaki dijital veriler CMK m. 134 uyarınca aranabilir, kopyalanabilir ve çözümlenebilir.